Hıdır DULKADİR
E-POSTA: Kortu@web.de / Duisburg | "Elveriyor elveriyor Nurhak Dağları bel veriyor Döndüm baktım sağ yanıma Sinan Cemgil can veriyor"
SÖZ: Anonim | ||||
| |||||
|
Hıdır Dulkadir
Beş on basamak çıktıktan sonra, belediye binasının ana kapısından içeri giriyorum. İnformasyonda oturan iki görevliden başka kimse yoktu. Sandalyede ayak ayak üstüne atmış sohbet eden kişilere selam veriyorum. Görevliler muhabetle selamımı alıyorlar. ‘‘Bu gün cumartesi, ama burası açıktır’’ diyorum. İki görevli ayağa kalkıyor. Kendimi tanıştırıyorum. ‘‘Bir arkadaşın İnternet sayfasında Tunceli Belediyesinin Müzesi olduğunu, bu müzeyi çok merak ettiğimi, müzede ne var-ne yok görmek istediğimi ve burada gördüklerimi yazmak istediğimi, yazar olduğumu’’ görevlilere anlatıyorum.
İki görevli önüme düşerek ‘‘buyur bizi takip et’’ diyorlar. Hemen girişte karşı salona giriyoruz. Salon bomboş. Salonun sağında çöp gibi üstüste atılan bir yığın eşya gözlemliyorum. Duvarda da nerdeyse tozdan kaybolmuş siyah beyaz
fotoğraflar görüyorum. 1938 yılında Elazığ’da idam edilenlerin fotoğrafları hemen gözüme çarpıyor. Onlar arasında Çukur ağalarından Hasan Ağanında iki oğlu var. Çocuklar Elazığ Rüştüye’de okurlarken izinli eve geliyorlar. Katledilmekten kurtulmuyorlar. Bu fotoğraf kimi kaynak ve belgelerde var. Fotoğrafların altında isim yok. Araştırdım.
Yaylalara, ava, atlara beraber binen, cirit atan ve şu anda hayatta olan çocukluk arkadaşı M.Araç’a sordum. Kitaptaki fotoğrafı gösterir göstermez, hüngür hüngür ağladı. ‘‘Onlar Cevahir hanımdan doğma Hasan Ağanın çocuklarıdır. Büyüğü İbrahim, küçüğü Hıdır Ağalardır’’ dedi.
Görevlilere neden burda olduğumu anlatıyorum. Bu müze de ‘‘Çukur ağaları Mazgirt dağlarında 1938 Temmuz ayında katlediliyorlar. Yurtsever, hayırsever bir Dersimli katledilen ağa hatunlarından ikisinin fistanlarını cesetlerin üstünden çıkarıp eve getiriyor. Fistanları evinde saklayarak gözü gibi koruyor. Sayın Mazlum Arslan 1994 yılında
Belediye Başkanı olduğu dönemde, o kişi (veya kişiler) güvendiğinden olacak ki, iki kadının elbisesini getirip Mazlum beye teslim ediyor. Ben o elbiseleri görmek istiyorum. Onlar birer anıdır. O anıları yaşatmak, yazmak ise biz yazar ve çizerlere düşüyor. Elbiselerden bir takım Hasan ağanın hanımı Cevahir hanımındır.’’ Kısa öykümü
noktalıyorum. Bunlar dışında Diyap Ağa’ya ait eşyalar da var. Görevliler:
- Vallah abi biz onları bilmiyoruz. Anlatılanlardan haberimiz yok.
Olan eşyalar aha burda. Gel gör.,,
Eşya demek için binbir şahit lazım. Çantamdan fotoğraf makinemi çıkarıp o içler acısı manzarayı görüntülemek istiyorum. Görevliler müsaade etmiyor. ‘‘Fotoğraf çekemezsiniz’’ diyorlar. Bin pişman fotoğraf makinemi yerine koyuyorum. Yazar olduğumu anlayınca sus pus oluyorlar. Ben de hiç bir şey sormadan binadan ayrılıyorum. ‘‘Eser yakmak kolay, yapmak zordur.’’ -O elbiseleri o güne kadar kim saklamış ve de getirip o günkü belediye başkanı Sayın Mazlum Arslan’a vermişse kutlarım. İmza karşılığı kendisinden sonar gelen belediye ise o tarihi eserleri yok edip, kirli iz bırakmış. “Pazar günü hariç burası açıktır. Biz görevliyiz. Böyle akşama kadar burda oturuyoruz’’ dediler. -Xatırve sıma, diyerek belediye binasından ayrılıyorum. Mazlum Arslan’ın emlak bürosundan içeri girdiğimde, oturuyordu. Tanışma faslı geçince çay ısmarlıyor, içiyorum. Hal hatırdan sonra, konuya giriyorum. -1994-1999 yılları arasında belediye başkanlığı yaptınız. Ki o dönem ‘At izi ile it izinin’ birbirine karıştığı bir dönemdi. Kentimiz için görev kutsaldır. Her yenilik Dersim halkı için devrimdir. İnanıyorum ki siz bu kutsal görevi fazlasıyla yerine getirdiniz. Kanımca başkanlığınız süresince kalıcı eserler bıraktınız. Cem Evi, Seywuşe Heykeli, Yer Altı Çarşısı, Belediye Binası, Şehir hamamı, Düğün salonu v.s eserleri halktan dinledim. Bunlar kalıcı eserlerdir. Bu kadar başarıdan sonra, ayrı bir binayı müzeye tahsis edebilirdiniz. Neden yapmadınız? Bu eksik bir zaafınız değil mi? Arı bal yapmasını bilir ama, peteğini değiştirmesini, geliştirmesini bilmez, derler. Keşke bal yaparken, peteğinide değiştirseydiniz.
Gittim, gördüm. Adı müze olan, salon içler acısı. Görmez olsaydım. Suç sizin değil, sizden sonra gelen yönetim düşünsün. Bunu devir teslim listesinde görüyorum. -Başkanlığınız döneminde kurduğunuz bu müze hakkında, ekliyeceğiniz birşey var mı? Ben bu konuyu kendimce kişisel sitemde gündeme getirmeye çalıştım. Dönemimde hedeflediğim projelerimden bir tanesininde insanlarımızın bu topraklar üzerinde yaşamlarını nasıl sürdürdüklerini bazı belgeleri, araç ve gereçleriyle kültürünün kaybolmamasını sağlamaya çalışmaktı. Tunceli – Dersim tarihi özellikle incelendiğinde görülecektir ki insanlar, kıyılan, sürülen, göç ettirilip dağlarda, kuytu yerlerde, vadilerde ve sık ormanlıklarda saklanarak hem doğa şartlarıyla mücadele etmiş hem de yaşamlarını sürdürmek zorunda kalmışlardır ve kendilerini korumaya çalışmışlardır. Bu coğrafyada bir hayat mücadelesi vermişlerdir ve nice İmparatorluklar, Beylikler gelip geçmiştir. Atalarımızdan bize kadar gelen bir kültür vardır. Bu kültür bir coğrafya üzerinde bize miras bırakılmıştır.,, Belediye Başkanlığı görevimden ayrılırken sitemde yayınlamış olduğum Resmi devir Teslim Listesi ile birlikte Tunceli nin Kültürünü yansıtan Müzedeki Eşyaların tümünü ilgililere imza karşılığı teslim ettim. Malesef üzülerek belirtmek isterim ki bu müzedeki eşyaların ekıbeki belli değil. Bu bir kültürü yok etmek değil midir? Dönemimde bu sergi salonuna birde ziyaretçi defteri açtım. Belediyeyi ziyarete gelen yerli ve yabancı gazeteciler, konsolosluk temsilcileri müzeyi ziyaretleri sırasında hayretler içerisinde kaldıklarını ve bir gecmişi bir tarihi belgeleyen bu değerlerin mutlaka korunması gerektiğinin önemine dikkat çekmişlerdir. Ama ne yazık ki bunlar YOK OLMUŞTUR!,, Kültürümüze sahip çıkıyoruz diyenlere! Bu güzel projeyi Kim, Nasıl Yok Etti? Bunun hesabınının sorulması gerekmiyor mu? Yapılan festivallerde bu müze geliştirilerek gelen araştırmacıların, tarihçilerin ve diğer insanların hizmetine açılması gerekmiyor muydu? Nitekim bu müzeden geçen yıl haberi olan bir araştırmacı yazar hemşehrimiz rahmetli Kazım Yeşilgöz müzeyi görmek için Festivalde Belediyeye gidip görevlilere isteğini söylerken personelin açıkca, “Müze diye bir şeyin olmadığını, onun yok edildiğini” söyleyerek bu arkadaşımızı hayal kırıklığına uğratmışlardır… Çocukluğunu köylerinde geçiren, yaşayarak, görerek özlem ve hasret duyan insanlarımız bu çalışmayı görmüş olsalardı köylerindeki özlemi azda olsa anılarıyla tazelemiş olacaklardı, kendi çocuklarına canlı canlı geçmişlerini anlatma fırsatı bulacaklardı. Kısaca bu sizin takdirlerinize sunduğum konulardan bir tanesidir. Bu coğrafyadaki geçmiş kültürümüzü ve yaşam biçimimizi yok edenler, tarihin ağır vebali altında kalacaklardır. Bu önemli konuyla ilgilendiğiz için de sizlere teşekkür ediyorum. Belediye Başkanlığı dönemimde açık olan Tunceli Belediye Sergi Salonundaki figürlerin bazılarının resimlerini ve bu sergi salonundaki eşyaların listesini sizlerle paylaşmak istiyorum.,, AŞAĞIDAKİ LİSTE O GÜNLERİN BELGESİDİR SERGİ SALONUNDA BULUNAN MALZEMELERİN LİSTESİDİR. SIRA NO: DEMİRBAŞ MALZEMENİN CİNSİ MİKTARI 1-DİVAN (Komple takım) 2 ADET 2-DİVAN HALISI (Diyap Ağa’nın) 2 ADET 3-DİVAN YASTIĞI (Diyap Ağa’nın) 8 ADET 4-TESPİH (Büyük) 3 ADET 5-EKMEK SACI 1 ADET 6-ÇUVAL 2 ADET 7-GAZ LAMBASI 1 ADET 8-TÜFEK 1 ADET 9-BÜYÜK TEPSİ 1 ADET 10-DUVAR TEPSİSİ 1 ADET 11-SAZ 1 ADET 12-TESTİ 1 ADET 13-ATEŞ MASASI (Diyap Ağa’nın) 4 ADET 14-ATEŞ KÜREĞİ BÜYÜK ( ,, ) 1 ADET 15-GAZ OCAĞI 1 ADET 16-HUNİ 2 ADET 17-AĞAÇTAN KAP 2 ADET 18-ORAK 1 ADET 19-EGE 1 ADET 20-İBRİK 1 ADET 21-EL YIKAMA TASI (Diyap Ağa’nın) 1 ADET 22-KAVAL 1 ADET 23-SU İÇME KABI 2 ADET 24-YÜN TARAĞI 1 ADET 25-YÜN MAKASI 1 ADET 26-KEFTİR (Palas Yapma Tarağı) 1 ADET 27-ÇORAP KALIBI 1 ADET 28-PALAS 2 ADET 29-DAM LOĞU 1 ADET ADET 30-GEYİK POSTU 1 31-EL TERAZİSİ (Kancalı) 2 ADET 32-ŞİR DÖVME KOD 1 ADET 33-BULGUR TOKMAĞI 1 ADET 34-BÜYÜK IZGARA 1 ADET 35-KAR LEKANI (Hedik) 2 ADET 36-SEMER 1 ADET 37-KATIR FÜGÜRÜ 1 ADET 38-ÖKÜZ 2 ADET 39-BAYAN 4 ADET 40-ERKEK ,, 1 ADET 41-TABLO 17 ADET 42-FOTOĞRAF (Ebatlı) 9 ADET 43-ELBİSE (Hasan Ağanın hanımı Cevayir hanıma ait) 2 ADET 44-ATATÜRK PORTRESİ 1 ADET 45-HZ.ALİ ,, 2 ADET 46-ÇARIK 2 ADET 47-CEVİZ SEHPA 1 ADET 48-CEVİZ KÜRSÜ 6 ADET 49-KEKLİK FÜGÜRÜ 1 ADET 50-BULGUR ÖGÜTME TAŞI 2 ADET 51-BULGUR DÖGME TAŞI 1 ADET 52-TOKMAK 1 ADET 53-BÜYÜK TESTİ 1 ADET 54-HACI BEKTAŞI VELİ POTRESİ 1 ADET 55-LÜKÜS 1 ADET 56-KOÇ HEYKELİ (Kırık) 1 ADET 57-SÖMİNE 1 ADET Yukarda cinsi ve miktarı bulunan 57 (Elli yedi) kalem demirbaş malzeme ambar memurluğuna sağlam ve tam olarak teslim edilmiştir. TESLİM EDEN TESLİM ALAN MAZLUM ARSLAN SUNA YAŞİL Belediye Başkanı Ambar Memuru
19/04/1999
Hasan Duman Hesap İşleri Müdürü NOT: Şimdiki belediye başkanı Sayın Edibe Şahin hanımdan ricam, bu eserlerimize toplum olarak sahip çıkalım. Bu eşyaları çöpten çıkaracağınıza güvenim tamdır. Tekrarlıyorum: “ESER YIKMAK KOLAY, YAPMAK ZORDUR’’ Sizden Gelenler/ Hıdır DULKADİR/ALMANYA *Mazlum Arslan dönemine ait-1994 Duvarda asılı duran elbise, Hasan Ağanın hanımı Cevahir hanıma aittir. (Fotoğraf: M.Arslan arşivinden) 15.10.2010 / Gomanweb TEKZİP 15.10.2010 tarihinde Gazetenizde yayınlanan ,,TUNCELİ BELEDİYESİNDEKİ MÜZE’YE NE OLDU?,, başlıklı yazımın ,, JARUDIYAR.COM,, sitesinde de yayınlandığını gördüm. Aşağıdaki parağrafın bana ait olmadığını bildirir, yayından kaldırılmasını rica ediyorum. Hıdır Dulkadir / Almanya Tunceli Belediyesinin Müzesine Ne Oldu? ---------------------- ,,Toplumsal değerlerimize sahip çıktığını idda eden Ulusalcı yurtseverler. Dersimlileri asimile olmakla suçlayıp, onları kendi köklerine yeniden kazandırmakla görevli olduğunu söylüyen ilin siyasi otoriterleri. Gençleri bozulmakla ve dejenere olmakla suçlayan, kendilerini "sağlam kalmış" gören solcu-kürtcü beyler. Dersimin bilmem hangi partinin kalesi olduğunu ve hepte olacağını ilan eden Sayın Milletvekilimiz. Seyidimizin Osmanlı imamlarını anımsatan heykelini dikmekle övünen Sayın Belediye Başkanımız, soruyoruz size: 17.10.2010 / Gomanweb | |||||