DOSTLAR SENİ UNUT MADI
HIDIR DULKADİR
İsmet Kılıç yönetiminde ki otuz kişilik ‘‘Duisburg Yurdun Sesi Korosu’’ 20/Nisan/08 akşamı ALMANYA’nın-Duisburg kentinde Aşık Veysel’i andı. Salon tıklım tıklımdı. Türkiye’den TRT sanatçısı Cengiz Özkan geceye davetliydi. Vize almadığı için geceye katılmadı. Gece de Cengiz
Özkan ile canlı telefon bağlantısı kuran sunucu Kemal Yalçın (Fakir Baykurt Edebiyat Kahvesi yazar ve araştırmacı), Özkan’ın sesini seyircilere duyurdu. Sayın Cengiz Özkan’a vize vermiyen kurum protesto edildi.
İkinci sunucu Şirin Emre geceye ayrı bir renk ve ses kattı.
‘‘Aşık Veysel Datıroğlu (1894-1973) Orta Anadolu’nun küçük bir köyünde, Sarkışl’ya bağlı Sivrialan’da doğdu. Varlıklı olmıyan bir çiftçi ailesinin beşinci çocuğu idi. Annesi Veyseli koyun sağmaktan dönerken, yolda doğurdu; kendi eliyle Veysel’in göbeğini kesti. Sağımda dönen
kadınlar, önlüklerine sararak bebegi kuruladı ve sıcak tuttular. Onun çocukluğunda köy, doktor ve hemşire yüzü görmez, sağlık hizmeti nedir bilmezdi. Veysel yedi yaşında iken köye bir çiçek salgını geldi. Veysel’in iki kardeşi ile beraber köyden bir hayli çocuğu aldı, götürdü. Veysel kurtuldu, ama gözlerini bu salgın hastalıkta kaybetti. Böylece
çok genç yaşta onun dünyası karardı. Daha sonra, Veysel’in anası babası ard arda öldüler. Vesel’in ilk karısı azaplarıyla kaçtı. Yeniden evlendi, çocukları, torunları oldu. Veysel’in böyle felaketlerle dolu bir hayattan zihin sağlığı ile nasıl çıkabildiğine hayret edilir.’’
‘‘Alevilikte saz, şiir ve türkü kutsal törenin bir parçası olduğu için, bu köylerde sazın da, aşığın da eksikliği yoktur. İğdecik’li aşık Veli, Kılıçlı köyünden Agậhi, Kale köylü Kemter Baba, Sarıkaya köyünden Aşık Hüseyin (Gürsoy), Orta köy’den Ali İzzet hep bu
çevrenin insanlarıdır. Oğlunun her gün duvar diplerinde boynu bükük oturması, baba Ahmet Satıroğlu’nu çok üzer. Bu anlayışla baba, bir gün Veysel’in eline, ‘‘tıngırdatsın da gönül eğlesin’’, diye bir saz tutuşturur. Bu saz Veysel’in hayatını kökten değiştirecektir. Veysel ölümüne kadar, hep bu sazın tellerine dokunacak, onda en vefalı dostunu
bulacak, ‘‘Saz petek misali, Veysel de arı, inleşerek beraber şiir balı yapacaklardır.’’
‘‘Veysel köyünde türküler söylemekten çekinir. Çünkü şiir yazıp türkü söylemek, gelenege göre bir kıza aşık olmak demektir. Köylük yerlerde ise komşu kızlardan birine aşık
olmak ayıpların en büyügüdür. Daha sonra Veysel, gözleri gören bir arkadaşının elinde tutarak, Alevi köylerini dolaşır, sazını ve sözünü onlara dinletir. Köyleri gezer çünkü, kentlerde hala, sazı ve türküyü günah sayan, Osmanlı tutuculuğundan izler yaşamaktadır. Saz çalıp, türkü söylediği için, Adana’da ve İstanbul’da Veysel’e hakaret ederler. Bu
günahı işliyeceğine ‘‘avuç açıp dilense daha iyidir’’ Ama, Türkiye Cumhuriyeti, bu sanat geriligini yok etmeye kararlıdır.’’
‘‘Veysel’in kaderini degiştiren ikinci olay Sivas’ta yer alır. Milli Eğitim müdürü Kutsi Tecer’in girişimi ile ikinci olay, Sivas’ta ‘‘Halk Şiirini Koruma Derneği’’ kurulur. Sonradan Ankara radyosunda ‘‘Yurttan Sesler Programını’’ idare edecek olan Muzaffer
Sarısözen derneğin sekreteridir. Kendi ifadeleri ile, derneğin amacı: ‘‘Bir yandan Türk gençliğinin medeni idealini halk ve köylüye aşılamak bir yandan da köy ve halk içinden süzülüp gelen değerleri umuma tanıtmaktır.’’ Bunun için her sonbaharda bir halk şiirleri bayramı yapmaya karar verilir ve bunlardan ilki 1931 yılında yapılır.’’
Aşık Veysel’in bu kısa hayat hikayesinden sonra, Sunucu Kemal Yalçın:
‘‘Aşık Veysel’i unutmayan, 35 yıl sonra bile onu Sivastan, Sivrialan Köyünden çok uzaklarda, Duisburg’da hatırlayan vefalı insanlar, Duisburg’un yüzü aydınlık, alnı ak sanatseverler, değerli dostlar Hepinize merhaba! Sizleri saygı ve sevgi ile selamlıyorum.’’
‘’77 yıl sonra, ‘Duisburg Yurdun Sesi Korosu’ sizlerle birlikte Aşık Veysel’i anıyor. Bu dünya gelimli gidimli dünya! Bu dünya Aşık Veysellerle, sizlerle güzel ve anlamlı. Hepinize tekrar merhaba!’’
‘‘Veysel okula gitmedi. O zamanlar Sivasın köylerinde ilk okul bile yoktu. Özürlüler okulu bile akıla gelmiyordu. Olsaydı da Veysel bu okularda okusaydı belki başka bir Veysel olurdu. Aşık Veysel eğitimini bir Bektaşi tekkesinde almıştı. Bu eğitimin onun dünya
görüşüne etkisi olmuştur. İnsan gözü ile bakar beyni ile görür. Kulağı ile işitir, beyni ile anlar. Aşık Veysel, bakan gözlerinin göremediği, duyan kulaklarının işitemediği olayları, gerçekleri, gelişmeleri insan hallerini beyni ile görmüş, beyni ile işitmiş, anlamış, yorumlamış ve sazıyla, sözüyle dinlendirmiştir.’’
‘‘Aşık Veysel, dünyaya, insanlara, olaylara olumlu, mutlu bakıyordu. O olayların içindeki gelişmelerin yönünü iyi kavramıştı. Gideni ve gelmekte olanı anlamıştı. İnsan sevğisi onun karekterinin temellerinden biri haline gelmişti. Veysel 20. yy Türkiyesinde önemli bir
yeri vardı. Bir çok halk ozanını ve sanatçı üzerinde etkili oldu. Tarkan, Cem Karaca, Selda Bağcan, Barış Manço, Fikret Kızılok, Arif Sağ, Cengiz Özkan gibi sanatçılar Veysel’in türkülerini söylediler, yorumladılar.’’
‘‘Veysel , Şaman dualarındaki açıklıkla, Alevi-Bektaşi felsefesindeki insan ve tanrı anlayışıyla baktı, zorba, baskıcı, korkuya dayanan, insanların her davranışını sıkı sıkı denetleyen, insanların en özel, en intim ilişkilerine bile karışan, en güzel
duygulara bile katı ceza ve yasaklar getiren bir tanrı anlayışını eleştirir. Ama eleştirisini tatlı bir dille yapar.’’
‘‘21 Aralık 1972’de Ankara Yüksek İhtisas Hastanesi’nde doktorlar ve yakın dostları ‘‘GÖZLERİNİ AÇALIM!’’derler. Veysel kabul etmez. Israr ederler yine kabul etmez.
’’Neden?’’ derler. Şu cevabı verir.
‘‘Ben şimdiye kadar kafamda yuva kurmuşum. Gözlerim açılırsa o yuvayı yeniden kurmaya imkan olmaz. Bu yuvayı dağıtmak istemiyorum.’’ Cevabını verir. Bunun üzerine, Şirin Emre’nin tatlı dilinden, şiir’in nahmeleri döküldü.
Bir küçük dünyam var içimde benim
Mihnetim, zihnetim bana kafidir.
Görenler dar görür, geniştir bana
Sohbetim, ülfetim bana kafidir.
İstemem dünyanın saltanatını
Süslü giyimini, arap atını
Bilirsem Türklüğün var kıymetini
Vatanın, milletim bana kafidir.
İsterdim hayatta düşmanla savaş
Milletime kurban olaydı bu baş
Nasip değilmiş şehitlik kardaş
İmanım, niyetim bana kafidir.
Dünya geniş olsun, ister dar olsun
Yeteki kalbimde iman var olsun
Her zaman milletim bahtiyar olsun
Ürütbem mesnetim bana kafidir
İçimde beslerim bir büyük ordu
Çırlasın düşmanı, yükseltsin yurdu
Azmi, zihniyeti Veysel’in derdi
İşte hürriyetim bana kafidir.
Gecenin ikinci bölümünde, Aşık Veysel’in Gummersbach’ta yaşayan torunun kızı Zehra Satıroğlu, Aşık Veysel’den türküler söyledi. Torunu Rüstem Satıroğlu sahneye davet edildi.
Koro’nun solistlerinden Hatice Kaya, Rabia Yıldırım ve Zehra Vatan ikilisi, Meryem Göksu, Fikri Tokmak, Nimet Uzuner, Şefika Çelebi ve Semra Günel, Aşık Veysel’den türküler söylediler. Gece yarı olmuştu. Koro ve izleyiciler ‘‘UZUN İNCE BİR YOLDAYIM’’ türküsünü hep beraber
okudular. Koro ayakta alkışlandı.
22 Nisan 2008
Hıdır Dulkadir / DUİSBURG
03.10.2009 / Gomanweb |