Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

YAŞLILARIMIZ DERSİM  DOĞASINDA YETİŞEN  BİTKİ TÜRLERİNDEN İLAÇ YAPARDI

Hıdır Dulkadir

Araştırmalara göre, Munzur dağlarında binbeşyüz’ün üzerinde bitki türü bulunmaktadır. Dünyanın hiç bir ülkesinde olmıyan kokusuz sarmısak ve çeşit çeşit çiçeklerimiz, binbir derde derman olan,  Munzur’un şifalı bitkileri hakkında bilgi veren Mahmut Utan ise şöyle diyor:

‘‘Ben yıllardan beri bu konuda kendi çabalarımla çok inceleme yaptım. Otların nerede yetiştiğini, neye yaradığını uzun yıllardan sonra öğrendim. Bu otlardan hazırladığım özel ilaçları sadece dostlara, çevreme veriyordum. Artık bundan sonra, ihtiyaç sahibi tüm insanlara vereceğim. Bu otlardan yaptığım şurupların şifa verdiği bazı hastalıklar şunlardır.

Hepatit-B hücre yenilenmesi, Kas ve Mafsal ağrılar, Guatr, Ülser, Böbrek hastalıkları, Nefes darlığı ve solunum yetersizliği hastalıklarına, ve de cinsel yetersizlikle ilğili problemlerde çok etkili. İstiyen gelip alsın denesin. İddia ediyorum, Munzur dağları doğal bir eczanedir. Bunun değerini kıymetini bilelim’’ diyor. Dersim’de İklim gazetesi sayı:30   

Yaşadığım köyde yaşlılarımız onlarca ilaç yapardı. Bu ilaçlardan aklımda kalan bazı bitki türleri şunlardır. Bizim köyün kadın cerrahları Elif Aslan (Ceniya Hése Fate), Wâkıl Yeşil (Wâka Alé Sıme Bad/ Wȃka Kéké Yive Ali (*), Beser Kırmızıtaş (Besa Vive Same Momid/Besa Kéké Yive Ali (Hiç biri hayat’ta değiller) hanımlar başta gelirdi.

NEREBEND: ‘‘Nune Pepug’’ dedikleri bir ot çeşididir. Benim oturduğum köyde ‘Wıle Gılgır’ dedikleri tepede yeşerirdi. Topraktan çıkınca 8-10  dala ayrılırdı. 10-15 cm kadar büyüklüğündedir. Otun kökü deşer, bıçakla kökten keserlerdi. Kökünde süt akardı. Süt’ü bir kapta biriktirirlerdi. Karıştırdıkça süt katılaşır, kestana renğini alırdı. Kapalı kutu veya öküz boynuzuna  koyarlardı. (Kovık ) Uzun süre muhafaza edilirdi. Yaralara bire birdi. Halk buna ‘‘Nerebend’’ derdi.

CILEGONE: Celezan’in bir çeşitidir. Bu ottan sarı, güzel çiçekler açar çiçeklerin üstünde bal tadına benzer damlacıklar vardı. Tadımlıktı. Dil’e damıtılırdı. Kökü deşilir ot tan süt akardı. Süte çok az tere yağı katar hafiften ateşte kızartılırdı. Karıştırdıkça katılaşırdı. Yara kıremi olarak kullanılırdı.

GÖZ AĞRISI: Yaz mevsiminde zaman zaman gözlere kan dolardı. Müthiş ağrı yapardı. Dut ağacının yaprakları bir bezin üstüne konulur, bez kanlı gözün üstüne konulurdu. Bir kaç saat sonra, göz ağrı kesilirdi. Biriken kan gözden kayboluyordu. Ya da sarı bir olta taşı, gözün üstüne  bağlanılır, kan kendiliğinden çekilirdi.

İRİN: Vucudun herhengi bir yerinde  çıban çıkardı.  İrinle  dolardı.  Bu irinin üstüne,  hafiften  ateşte  kızartılan soğan konulur, kısa sürede  irin patlar yara sağalırdı. Hıra çiçeği denilen çicek türünden kırem yapılırdı. İlaç yaralara birebirdi. 

(*) Kocası yada baba adı ile anılırlardı.

 Hıdır Dulkadir / Duisburg

kortu@web.de

 

06.10.2009 / Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu