Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

portre: MAZLUM DOĞAN

Hazırlayan: Meral ÇİÇEK

Ülkem

Toprağım kadar,
seslerim, aşklarım kadar
büyük olamaz ihanetler
onlar bir serçe kuşun
kanatları bile olamazlar

Yağmur damlacıklarını,
çocuk seslerini,
uçan kuşun kanatlarını,
çırpınışlarını yazmalıyım
ülkemin

Tutsakların yaralı yüreklerini,
vurulan bir gencin o anda
duyduğu şeyleri,
bir ölünün son sözlerini
çizmeliyim kağıtlara,
yıldızlara

Bir yılanın sessiz kayışı ve
iz bırakışını toprakta
akrep kadar, çiyan kadar
bilinen kötü şeyler kadar
zulmü de yazmalıyım
ihaneti de


Mazlum DOĞAN



Mazlum Doğan aslen Dersimli olup, 1955 yılında Elazığ’ın Karakoçan ilçesinde dünyaya gelir. Eskişehir ve Balıkkesir’de eğitim fakültesini btirdikten sonra 1975 yılında Ankara Hacettepe Üniversitesi’nde Ekonomi Bölümü’nde okumaya başlar. Henüz eğitim fakültesi yıllarında sola ilgisi gelişir, çeşitli sol yayınlar okur ve Marksizm ile Leninizm’e sempati duyar. Üniversitede değişik öğrenci derneklerine gider, burada devlet, demokrasi, ulusların kaderini tayin hakkı, faşizm, mücadele gibi konularda tartışmalara katılır.

Okumayı tutku düzeyinde seven Mazlum Doğan, neredeyse parasının tümünü kitaplara harcar. Öyle ki, aynı şehirde okuyan ve maaş alan kızkardeşini bile kitap almak için sıkıştırır: “Zaten aslında bende bir açgözlülük var. Ben de ne kadar kitap, dergi, gazete falan çıkıyorsa, hepsini alıp okumak istiyorum. Bir kısmını okuyabildim, bir kısmını okuyamadım. Bu ayrı bir sorun; ama hepsini sıralıyordum.”

O dönemde daha sonra kurulacak Kürdistan İşçi Partisi (PKK) kadroları ile tanışan Mazlum Doğan, “milli mesele” denilen Kürt sorununa daha fazla ilgi göstermeye başlar, bu konuda araştırma yapar. Kürt sorunu ile ilgili kitap bulmanın zor olduğu bu yıllarda ayrıca çeşitli siyasi grupların, çevrelerin ve dergilerin bu konudaki görüşlerini öğrenmeye çalışır. Devrimci Doğu Kültür Derneği’ne (DDKD) de gider, ancak bunları burjuva milliyetçisi olarak görür ve kendileri ile yakınlık kurmaz. 1976 yılında bir arkadaşı vasıtasıyla Haki Karer ile tanışır. Haki Karer ile konuşmalarında çok etkilenir, Haki Karer’in temsil ettiği çizginin kendi düşüncelerine denk geldiğini gördükçe ideolojilerini benimser ve Haki’nin içinde yer aldığı gruba katılmak ister: “Ben bu kişilerin bir grup mu, bir hareket mi olduğunu bilmiyordum; ancak kendileri tarafından tasvip edilmek, kendileri tarafından görevlendirilmek istiyordum. Bayağı da heyecanlıydım bu konuda.” Kürdistan’da devrimin gerçekleştirilmesi, bunun önderliğini yapacak bağımsız bir işçi partisinin kurulması hedefi artık onun da hedefi haline gelir. Bu hedefin gerçekleştirilmesi için yoğun bir örgütlenme çalışması gerekir. Mazlum Doğan da, grup tarafından özel olarak görevlendirilmediği halde büyük bir heyecan ve inançla öğrendiklerini çevresine aktarır, onları örgütlemeye çalışır. Bu örgütleme çalışmasını sömestre tatilini geçirdiği Karakoçan’da da sürdürür. Haziran ayında Hacettepe’de okuyan Suruçlu bir öğrenci memleketinde katledilir, cenaze törenine Ankara’dan Hayri Durmuş ve Kemal Pir de katılır. Hayri Durmuş ve Kemal Pir Suruç’ta yakalanıp, Diyarbakır Cezaevi’ne gönderilirler. Mazlum da, Hayri Durmuş ve Kemal Pir ile henüz pek sıkı bir ilişkisi olmadığı halde Karakoçan’dan çıkıp, onları Diyarbakır’da ziyaret eder. Grubun düşüncelerini gittikçe daha fazla benimser, hatta sahiplenir; gittiği her yerde, tanıştığı her insana hareketin görüşlerini anlatma yönünde bir istemi, bir heyecanı gelişir.

1976 yılının sonlarında okulu bırakmaya ve tümüyle hareketin ideolojisi doğrultusunda faaliyet yürütmeye karar verir. Henüz 21 yaşındayken valizini toplar ve cebinde 500 Lira ile Kürdistan’ın güneybatı illerine gider. Gittiği illerde ilişkiler yok, neredeyse kendi başına sıfırdan başlayarak bir örgütlülük düzeyini geliştirir: “Duyuyordum Ceylanpınar’da ne olacak, işte faşizm konusunda bir seminer verilecek, ben arabaya atlıyordum, Ceylanpınar’a gidiyordum. Kahvede oturuyordum birinin yanında işte, yahut TÖB-DER’de oturuyordum. Bazı kişilerle bireysel ahbaplık, dostluk kurarak mümkünse evinde yatmaya çalışıyordum. Ertesi gün seminere katılıyor, bildiğim görüşleri savunuyordum. Böyle turist gibi geziyordum.” 1977 yılından itibaren Batman’a geçer, örgütleme çalışmalarını burada sürdürür. İdeolojiye artık oldukça hakim olan Mazlum, burada kaldığı süre içinde o dönem hareketin hiçbir yerde sahip olmadığı bir kadrolaşma düzeyini ortaya çıkarır. Bu çalışmaları büyük bir kararlılık ile yürütür, zorlukları aşarken hiçbir engel tanımaz: “Zar zor idare ederek kalmaya, propaganda yapmaya çalışıyordum. Diyelim ki, bir gençle beraber oturuyoruz, beraber çay, sigara içiyoruz, ben ona hemen herhangi bir konu falan açarak hareketin görüşlerini götürmeye, onun onayını almaya çalışıyordum. Dışarıda yattığım, aç kaldığım, perişan kaldığım oluyordu. Biz belli oluşmuş bir fon veya bir merkezden veya bir şeyden gelen bir para ile ya da şuyla, buyla geçinmiyorduk. Bir köye, bir kasabaya, şuraya, buraya bir yere oturuyorsak, bu kimisi hemşerilikten olabilir, uzaktan bir tanıdıktan olabilir, bir merhabadan olabilir. Biriyle diyelim bir yerden bir yere otobüsle yolculuk ediyor, kendisini şahsen tanıyorsak veya konuşuyorsak, nereli olduğunu öğreniyorsak, daha sonra peşini bırakmaz, gider onu arar bulur, onun vasıtasıyla orada iş yapmaya, bazı kişileri tanımaya, hareketin ideolojisini, görüşlerini götürmeye çalışırdık.”

1977 yılının Mayıs ayında çok sevdiği yoldaşı Haki Karer’in katledildiğini duyar duymaz Diyarbakır’a gider. Diyarbakır’da görevli olan kadro Haki Karer’in cenaze törenine katılmak için Antep’e gittiğinden, boşalan sorumluluğu üstlenmek amacıyla Diyarbakır’da kalmaya karar verir. 27 Kasım 1978’te Diyarbakır’ın Lice ilçesine bağlı Fis köyünde PKK’nin kurulduğu kongreye katılır, burada merkez komitesi üyeliğine seçilir. Daha sonra merkez yayın organının çıkarılmasını üstlenir. Bunun hazırlık çalışmalarını yürüttüğü bir dönemde 1 Ekim 1979’da Urfa’dan Viranşehir’e giderken yakalanır. Götürüldüğü Diyarbakır Askeri Cezaevi’nde vahşi işkencelere maruz kalır. İşkencenin her türlüsü ile teslimiyet dayatılır. Ancak teslimiyet dayatıldıkça direniş yükseltilir, direniş yükseltildikçe de devlet daha insanlık dışı yöntemlere başvurur.

Parti içindeki konumu nedeniyle daha yoğun baskılarla karşı karşıya kalan Mazlum Doğan, cezaevindeki olanaksızlıklara rağmen 19 Ağustos-9 Eylül 1980 tarihleri arasında elle hazırlanmış Hewar adlı gazeteyi çıkarır. Bu şekilde tutukluların mücadele ile bağlarını canlı tutma çabalarına önderlik eder, kadro yapısı ve kitleye yönelik ideolojik çalışmalarını sürdürür. Gazetenin siyasi makalelerini bizzat kendisi yazar. Ayrıca kamuoyuna yönelik kaleme aldığı bildiriler ile Diyarbakır Zindanı’nda yaşanan vahşeti duyurur.

PKK davaları 13 Nisan 1981’de başlar. PKK’li tutuklular bu dava sürecinde savunma çalışmaları için olanak yaratmak amacıyla cezaevi idaresi tarafından dayatılan bazı kuralları kabul eder. Bu süreç, daha sonra ‘1981 yenilgisi’ olarak isimlendirilir. Gidişatı kabul edemeyen, ”Bu böyle gitmez, bir şeyler yapmak gerekir, bir şeyler düşünüyorum” diyen Mazlum Doğan, yeni bir direnişi başlatmak için eylem yapmaya karar verir. 1982 yılında 20’yi 21 Mart’ta bağlayan gece, kaldığı hücrede üç kibrit çöpü ateşler ve yaşamına son verir. Newroz günü gerçekleştirdiği eylemiyle yoldaşlarına yeniden dirilişi gerçekleştirme çağrısı yapar. Eylemin mesajını kavrayan cezaevi yetkilileri, eylemlerin çoğalabileceği korkusu ile daha büyük bir vahşete yönelirler. Cezaevi genelinde teslimiyet de sürer. Ancak Mazlum Doğan, eylemi ile daha büyük direnişlerin bayraktarı olur, karanlığa ilk kıvılcımı çakan olur. Öyle ki, suskun geçen bir aydan sonra “Dörtlerin Gecesi” olarak bilinen eylem, ardından da “Büyük Ölüm Orucu” başlar... Mazlum Doğan, Kürtlerin tarihi bilincinde “Çağdaş Kawa” olarak yaşamaya devam ediyor.

Hazırlayan: Meral ÇİÇEK


YENİ ÖZGÜR POLİTİKA

22 Mart 2008 / Özgür Politika / Gomanweb

BU YAZI İLE İLGİLİ GELEN ELEŞTİRİ VE YORUMLAR

bir portre yazısı: Selam hocam, Sayın Meral Çicek'in "Bir Portre-Mazlum Doğan " yazısında cidddi yanlış bilgiler var. Biyografi ile ilgili yazılar fikir özgürlüğü kapsamında olamaz, bilgiler doğru olmak zorundadır. 21 mart Newroz süreci ve Mazlum Dogan'ın Diyarbakır zindanındaki newroz gecesi eylemi konunun ciddiyetini daha da artırır. Site yayın yönetmenleri fikir özgürlügünü esas almakla birlikte bireylerin biyografileri söz konusu olduğu zaman doğru bilgileri esas alırlar. Doğal olarak ilk müdahiller yayın yönemenleri, birinci derecede yakınları ve yakın mücadele arkadaslarıdırlar.  
Yazıyı tekrar gözden gecirmenizi diliyor selam ve saygılarımı sunuyorum. 

Ş. Aydın
26.03.2008 (E-posta ile gelen)

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu