|
ONURLU OLMAK VE ONURLU BIR YASAM
SüRDüRMEK.
Merhebalar Atesin ve Günesin coculari,merheba onurlu insanlar. Sunu herkes
iyi bilmelidirki; Hedefi ve bir çizgisi olmayan bireyler, gerek kendisi
gerekse ait olduğu toplumlar açısından potansiyel bir tehlikedir.
Toplumların kendilerini keşfetmeleri, bireylerin kendilerini
keşfetmelerinden geçer. Eğer kişi kendisini analiz edip, özeleştiri de
dahil olmak üzere değerlendiremediği takdirde ait olduğu toplumun
kültürünü ve karşılaştığı sorunları da doğru analiz edemez. Sonuç olarak
da robotlaşmaya ve diğer toplumların egemenliğine girmekten kendisini
alamaz. Sistemin çarklarında kendisini bir dişli olarak bulur. Kendi
kişisel benliğini bulamamış bireyler yabancılaşmaya mahkumdur. Kendi
kimliğine, kültürüne saygısı belli bir düzeye gelmiş bireyler,
başkalarının değerlendirip çözümlemesini yaptıkları olaylara diğer
perspektiften değil de kişisel değerlendirmeleri, içinde yaşadığı yoğun
tartışmalarla kendi iradesiyle sonuca ulaşabilirler. Onurlu bir yapı
oluşturulmak isteniyorsa güncel olaylara tepkisiz kalmamalı, ait olduğu
halkın sorunlarına katkıda bulunabilmelidir. Bireyler kültürleri,
kültürler de toplumları oluşturur. Ve bizler ölü bireyleri oluşturduğumuz
sürece ölü bir toplumu oluşturacağız. Onurlu bir yaşam ilk önce sağlam bir
kişilik, mücadeleci bakış açısı ile devam eder. Maddi ve diğer öğeler daha
sonradan gelir. Ancak bu bakış açısını oturtamamış bedenler, olaylara
seyirci kalır ve genelde de olayları sadece maddi öğelerle
değerlendirirler. Zaten onurlu bireyler, maddi olarak önemli bir yere
gelseler de tatmin olamazlar ve sorunların çözümünde mümkün olduğunca
katkıda bulunmak isterler. Sanırım bu gereksinim de şu anda en çok Kürt
halkı için gereklidir. Gündem biz Kürtler için olabildiğince acımasızca
oluşmaktadır. Kürtler ağırlıklı olarak yaşadıkları bölgeler açısından 4
parçada hayatını sürdürme mecburiyetinde bırakılmış ve egemen rejimlerce
de kendi kimliği ile kabul edilmemiş ve diğer egemen kültürün asimilasyon
politikalarına maruz kalmıştır. Her kültür kendi güzellikleri içerisinde
devamlılık arz etmelidir. Hiçbir kültür diğer kültürün mozaiği olarak
algılanmamalıdır. Örneğin TC hükümetinin geçmişten bugüne kadar
söylemlerine baktığımız zaman bırakın Kürtlerin kültürel haklarını ismi,
dili her şeyi inkar edilmiştir. Yaw kardeş, ama ben Kürdüm diyen
insanlar işkencelerde can verdiler, yurtlarından uzaklara sürüldüler.
Kürtler tarih boyunca birçok kez isyan ettiler ve onurları için gerekirse
ölmesini de bildiler. Egemen toplumlar bu işin inkarla artık yol
alamayacağını kısmen anlamışlardır. Ancak, hangi saatten sonra
anlamışlardır? Onur kavramı özellikle Kürtler için önemli bir yere
sahiptir. Zaten tarih boyunca da Kürt halkına hep onursuzluk,
kişiliksizlik dayatılmıştır. Bu nerede dayatılırsa dayatılsın buna karşı
koyabilecek bir Kürt de her zaman olmuştur. Özellikle nüfus bakımından
Kuzey Kürdistan bölgesini ele aldığımız zaman şayisiz isyan boşa
çıkartılmış olsa da mücadelenin kuvveti kendisini gizleyememektedir. Bugün
TC yetkilileri resmen Kürtlere küfür edercesine sözler söylemekte, atıp
tutmaktadırlar. Uzun yıllar boyunca akıllara gelmeyen Iraktaki bir
Türkmen grubuna şimdi ordunun başka bir ülkenin sınırlarına girmesine
neden olabilecek izlenimi verilmeye çalışılıyor. Ancak herkesin bildiği
gibi sorun ne Arap sorunudur, ne Türkmen sorunudur, ne adalet sorunudur.
Sorun nerede olursa olsun bir Kürtün bir hakka sahip olmasının
engellenmesidir. Bu yönde yapılan açıklamalar insanları kahretmeye
götürecek cinsten olmakta ve temelsiz tehditlerle de devam etmektedir. Bu
konunun diğer bir üzücü yanı da bu kadar açıklamalara rağmen Kürt olan
birçok insanın bu kişiliklerin yanında olmalarıdır. Onurlu bir yaşamı
gerçekleştiremeyeceksek o bedene, beyine ihanet etmiş olmayacak mıyız?
Kürtlerin tarihten gelen bazı sorumlulukları bulunmaktadır ve öyle bir
anda unutabilecek kadar temelsiz değildir. Fasist T.C.Ve onun parali
köpekligini yapan Silahli Kuvvetleri bugün Türkiye Kürdistaninda yaklasik
olarak 30 Milyon Kürdi görmezlikten gelerek,enagir silahlarla halkimiz
üzerinde baski ve zülümlüklerini sürdürmeye devam ediyor.Bugün irakta
yasyan 100 Ailelik Türkmeni kendi vatandasi imis görüp sahip cikmasi,ayni
sekilde Kibrista yasiyan 40 bin nüfuslu Kibrisli Türklere sahip cikarak
1974 KIBRIS BARIS Hareketi adi altinda,kibrisi zorla isgal etmesi,ve
Türkiyeden Kibrisa Götürülerek,toprak sahibi yaparak onbinlerce Türk
ailelerini yerlestirilmesi Kibrisi zorla Türklestirmek anlamina
gelmektedir.Fasist T.C.Sunu gayet iyi bilmelidirki,Kibrisi zorla isgal
edip,yerlestirdigi yüzbinlerce askerini geri cekmedigi müddetce,ve Kürt
halkinin varligini kabul etmedigi müddetce,savasla zorla degil,diyalog
yoluyla bir siyasi cözüm getirmelidirler.
Salih GöCER
|