ÖNCE INSAN YERINE
"ÖNCE VATAN, HERSEY VATAN ICIN" DESINLER
Salih Göçer
Önce insan yerine "önce vatan" söylemi, ülkenin soylu tarihinde, kaç
çocuğun canına mal oldu bilinmez, lakin bu sayının hiç de az olmadığı
biliniyor. Gelişmişliği veya gelişmemişliği bir kenara bırakarak, tüm
soyutluklardan sıyrılarak, korkuları, kaygıları, acıları, mutlulukları
düşünmeden, sadece yarım yüzyıllık tarihimize baktığımızda bile yaşanan
bunca ölümün nedenlerini "insan" kılığına girerek düşünmek neden bu kadar
zor geliyor? Anlayamıyorum.
Acının rengi, dili, sınıfı yoktur diyordu "insan" olan. Kutsallaştırılmış
ve putlaştırılmış yığınca "vatan fedaisi", oynanan kirli oyunda, küstahça
sırıtıyor bilmem kaç yıldır. Nice güzel yaşamın; örneğin sevgilinin
dudaklarına dokunamamış, örneğin babadan yediği tokatın öfkesini duyamamış
binlerce Türk, binlerce Kürt gencinin, vuruşma noktasını belirleyenler,
yine bilmem kaç yıldır aynı kürsülerden ceplerini doldurma; saltanatlarını
torunlarına devretme pahasına yarasa görevi görmeye devam ediyorlar.
Acının tutanakçısı değilim, ama şu ömrümde gördüğüm acıların bendeki
resmi, acıyı tanımlamama yardımcı oluyor.
Benden topladıkları vergiyle zevki sefa içinde yaşayıp, bindikleri lüks
otomobillerinden acı tanımlamamı yerlerde süründüren demeçler
verenler, Denizlinin herhangi bir köyündeki mazlum ananın, Urfadaki
herhangi esmer yüzlü bir babanın, Çorumda elleri kınalı bir genç kızın
yerine girip, onlar adına düşünebiliyor ve onların acısını iştahla
pazarlayabiliyorsa, nasıl ses çıkarmayız bu duruma? Ben dayanamıyorum&
Ortaya yeni açılımlar sunmadan, içinde bulundukları dogmatik fonksiyonları
toplumun geneline adapte etmek isteyen siyasetçi-asker işbirliği, hangi
köylünün, köylülükten çağdaşlığa geçmesine vesile oldu? Devleti yaratan
unsur olan, birey için var olmak yerine, bireyi devlete köle kılan bir
zihniyet, yine bilmem kaç yıldır hükmünü sürüyor ülkenin üzerinde& Doğanın
kimyasını bozmak yetmiyormuş gibi toplumun kimyasıyla oynamak ve toplumu
kanlı bir serüvenin ortasın atmak bir yere kadar kâr getirebilir, ama
sonrası ölümün soğuk yüzünü tatmak olacaktır&
Vicdan denen soyut kavramı kendi bünyesinde somutlaştıramamış insanlar
yığını olup çıkıverdik&
Şimdi mavi gök kirli,
Şimdi bulutlar küs,
Şimdi deniz tümden soğuk artık&
Şimdi dağlar yar olmaktan uzak,
Şimdi minik kız tutamıyor gözyaşlarını,
Şimdi düşler kurak bir mevsim,
Şimdi rengim soluk artık&
Dağlarında her gün çocuklarının öldüğü bir ülke, hangi perspektiften
bakarsak bakalım ihanetin resmini andırır& Gülüşlerimizi minimize eden,
yüreğimizi burkan, bizi dalgınlaştıran, hayattan soğutan bu ölümler fazla
oldu artık& Mazlum analarının kederli ve şefkatli elleri arasında
dolaşması gereken nice başlar, ellerinde silahlarla baş koparma telaşında
ise bugün, bu manzaradan dolayı utanmalıdır insan olan&
Bizleri bu acılara gebe bırakan kirli çarkın farkına varmak bu kadar zor
mu? Bu kirli resmi görmek neden bu kadar korkutucu? Karanlıktan, kandan ve
gözyaşından medet umanların fütursuz ve umarsız çırpınışlarını, tarih
muhakkak kaleme alacaktır. Tek mesnet noktaları kaos olan, yarı asker,
yarı bürokrat, yarı siyasetçi, yarı sivillere bir çift sözüm var;
Elbette ekmeğin kokusu,
Zeytinin tadı,
Suyun şırıltısı güzel&
Ama dağlarda çocuklar ölüyor&
Not;
Cevdet Bağcanın Oğul isimli
şarkısından esinlenilerek yazılmıştır.
30 KASIM 2007-LUGANO-ISFICRE:
Salih GÖCER
www.mehotornu.ch
"ÖZEL WEB GENEL YAYIN
YÖNETMENI VE SAHIBI"
30.11.2007 / Gomanweb