Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

DÜZENLE BARIŞIK YAŞAMAK

ABDULLAH BULUT (COŞİKLİ)

Sevgili okuyucular, bu düzenle barışık yaşamak deyiminden az-çok alınan dostlar var. Bunu bir şekilde yansıtıyorlar.


Tabiki eleştiri baş üstüne! Ama, bunun açılımını yaptığımızda barışık yaşamak demek, düzenin uşaklığı değil.


Bir ülkede yaşıyorsun, oraya yerleşiksin, başka da alternatifin yok ise, oranın şartlarına uyacaksın. Olumsuzluklara karşı da mücadele edeceksin. Bu mücadelen de demokratik kurallar içinde olmalıdır.


Başka Türkiye yok, başka Kürdistan da yok, başka Diyarbakır ya da Dersim de yok, olanı bu. Öyleyse buradaki şartların iyileşmesi, insan hak ve hürriyeti, demokratik düzeni burada aramak gerekir.


Bulunduğum iş çevresi itibari ile çok değişik bölgelerden dost ve arkadaş çevresi oldu. Karadeniz'den Edirne'ye, oradan Kars'a kadar. Ne mutlu ki, hiç bir zaman kimlik ve düşünce inkarina girmedim. Girmem de, onlardan gördüğüm saygıya saygı ile karşilik vermeliyim, bu insan olmanın gereğidir. Birçok arkadaşlarima, "Kürrt halkinin Turkiye barışına katkisi daha fazladir" tezini kabul etirmis ve tartışmişimdir.


Benim okuduğum, yazdığım siteleri o arkadaşlar da okumaktalar. Beğeneni de beğenmeyeni de olabilir. Ancak, hiç bir zaman eleştirinin kurallari disina cikmaksizin.


Bilindigi gibi özelikle mhp-chp zihniyeti = inkarcilik, kaba kuvet  ve vur-kirla, ya sev ya terk etle meşguller. Bu hal ve hareketleri ile yalnizlaşip kendilerinin terk edeceklerin farkina varmalidirlar.Artik onlardan da birinin baris ve kardeslik bestesi yapmasi gerektigini anlamalidirlar. Yoksa yalnizliklara oynayacaklar.


İşte düzenle barışıklığım bu. Benim şimdi batıda olduğumuz yerlerde komşu ilişkileri, arkadaş ilşiklierimiz ne kadar kuvvetli olursa o kadar haklı olduğumuzu kabul etiririz. Sözüm ona, o yola gelmez zihniyete göre, "Kürt-Türk kardeş,..  bilmem kim kalleş" buna miletvekilleri dahil, yani o halklar kardeş ama temsilcileri değil. İyi de o kardeş halk onlari seçti, senin vekilin ne kadar degerli ise, o da en az o kadar degerlidir. Biz bunlari daha da genişleterek anlatiğimizda ikna olurlar, yoksa onlardan farkimiz kalmaz.


Bakınız hiç bir halk düşman değil, sadece düzenler halklarin düşmanidir ya da biri birlerine duşman ederler.


Türkiye'ye bakildiğinda barişi istemeyenler ile isteyenler arsinda uçurum farki var. Yani isteyenler istemeyeni beşe katlar.


Ülkenin bir an önce bu sorunu hal edip, asil sorun olan ekonomi ile mücadele etmeli, bunu istemeyenler asil ülkesini sevmeyenlerdir. Yoksa buğday torbasi delinmiştir. Degirmene yetişmeden torba boşalacaktir. Bunun da kimseye faydasi olmayacak.


Simdi sevgili okuyuculardan diyenler olabilr. "Sana ne falan, filan". Ben ulkeye askerligimi yapmişim, yurt disindan yillarca doviz girdisi yapmişim, buna hakkım var, o yüzden "bana ne" değil. İşte düzenle barışık yaşıyorum, olay bu.

Bu kisa anlatimdan sonra sizlere yine Coşk fikrasi ile veda etmenin zamani geldi. Sıkıcı olmasın diye genellikle kısa yazmayi yeğeldiğim için sayin okuyuculardan özür dilerim.


Bu fıkra da benimle ilgili olsun.
Babam çift sürüyor, ben de ona yemek götürdüm.Tam zamanini hatirlamiyorum ama küçüktüm. Komşularimizdan birinin teybi vardi, bizde yoktu. Bir de güzel bir türkü o dönemde moda idi. "Bahçenizde bir taş attım vişneye". Bu türküyü ıslıkla çalmak istiyorum, yolda bir türlü makamına koyamadim. Bir-iki fit fit!  Olmuyor.
Tam yemeği verdim, babam yemeye başladı, ben de türkünün makamını hatırlayıp, ıslıkla sçalmaya başladım ve zevkle çalıyorum.
Babam; "li lo hose ci fiti fita teye" (sus da rahat yemek yiyeyim )
Ben de: "Baba to hosve min zor kiriye kaydeyi" (sen sus ben zor makam tuturdum)
 
Selamlar, saygılar.

Abdullah Bulut

04.01.2010 / Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu