PARİS ZİYARETİ

 

SÜLEYMAN DOĞAN

 

HOSÇA KAL SEVGİLİ ÜLKEM

TARİFİ İMKANSIZ ACILAR İÇİNDEYİM

GURBETTE AKŞAM OLDU YİNE

RÜZGÂR PEŞİNDEYİM

YURDUMDAN UZAK

YAĞMURLAR İÇİNDEYİM

AKŞAM OLDU SÜRGÜN SUSUYOR

 

          Bu dizelerin kime ait olduğunu hemen bulmuşsunuzdur. Evet, geçen hafta perşembe günü Paris’e gittim.  Bu benim Paris’e ikinci gidişim. İlkinde bir günlüğüne gidip geri dönmüştüm. Bu seferki gidişim böyle olmadı; kendime bir iki gün ayırarak Paris’i birazcıkta olsa gezeyim dedim. Rüyalar ve Sürgünler şehridir. Cuma sabahı erkenden Paris’in merkezine indim. İlk görmek istediğim Paris mezarlığını ziyaret etmekle başladım.  Malum çok sevdiğim iki insan orada ülkeye hasret dolu bir bekleyişle yatıyorlar. Arabayı park edecek bir yer bakarken mezarlığın en alt kısma kadar indik. Park ettikten sonra hemen merak ettiğim iki insanın mezarını görmek istedim. Tarihi bir mezarlık zaten şehrin içinde kala kalmış. Nasıl mezara ulaşabiliriz diye Kapıda çiçek satan Fransız’a sormak istedik. Biz sormadan hemen Fransız atladı ‘’AHMET KAYA’nın mezarını mı soracaksınız?’’ dedi. Adam bizim suratımızdan anlamış. Bir de en çok sorulan mezar. Hemencik adam bize tarif verdi. İçeri girer girmez, yani merdivenin bitiminde hiç bir tarafa sapmadan direkt gitmemiz gerektiğini, sol tarafta YILMAZ GÜNEY’in mezarı, merdiven bitiminde sol tarafta direkt yukarı çıkılınca sağda AHMET KAYA’nın mezarını bulabileceğimizi söyledi.

           Evet biz hiç bir krokiye bakmadan içeri girdik ve de adamın verdiği tarifle, önce YILMAZ GÜNEY’in mezarını bulduk. Galvaniz malzemeden yapılmış. Üzerine Kırmızı güller serpilmiş. Bizden önce gelenlere ait olduğu beli. Böyle taze güller görünce mezarın üzerinde, içimden mutluluk rüzgarı esti. Demek ziyaret ediliyor! Evet biz de hediyemizi bir güzel yerleştirdik. Bir taraftan kendi aramızda konuşurken diğer taraftan dağınık güllere bir çeki düzen verdik.

           Diğer mezarları izleye izleye üzerlerindeki figürleri, ve yazıları okuya okuya, yanımızdakilere tercüme ede  ede yukarıya doğru yürümeye başladık. Yanımdaki arkadaşlarımın en küçüğü olan yeğenim LORİN’in ( 6 yaşında) peş peşe sorduğu soruları cevaplaya cevaplaya AHMET`İN Mezarının olduğu yöne doğru ilerliyoruz. Mezarlık çok büyük , bayağı eski bir mezarlık, içinde kocaman ağaçlarla mezarlıkta yatan bu büyük insanlara bir anlam veriyor sanki. Ev görümünde çok heybetli mezarlar. Kimi evlerin kapılarını heykel askerler bekliyor. Meryem Ana figürleri, melekler v.s.       Uzakta üzeri çiçeklerle kaplı bir mezar belirdi. Ben hemen atıldım. Şu mezar. AHMET`İN olmalı! Bu kırmızı güller ona yakışır. Yanına vardık; evet AHMET`İN Mezarı. Karanfiller, kırmızı güller, saksıda güller mezarı Ahmet’in güzelliğiyle bütünleşiyordu. Onlara da bir çeki düzen verdim; yanımdaki sudan kuruyan saksı topraklarını suladım.

          Ahmet`in mezarı beyaz mermerden sandık biçiminde yapılmış. Baş tarafı yukarıya doğru çıkıntılı bir şekilde. Üzerinde AHMET`İN fotoğrafı resmedilmiş. Sandık olan kısmına da bağlama, piyano tuşları, ney, zurna v.s.  Bir de o çok sevdiği ISTANBUL`UN sembol olarak Sultan Ahmet fotoğrafı resmedilmiş. Yukarıdaki dizeler bir güzel yazılmış. Bunları okuyup seyrederken Bir şeyler de dikkatimi çekti! Burası benim için önemli. Dediğim gibi taze gülleri görünce bir nebze de olsa mutlu olmuştum.  Fakat üzücü olan beyaz mermeri  bıçak veya sivri uçlu metal parçalarıyla kazarak ziyaret edenlerin kendi isimlerini yazması çok çirkin bir görüntü vermiş. Bu durum Ahmet’in yüreğini yaralamaz ama mezarını yaralamıştı. Severken incitmek şart mı?

           Çizilen yerler yağmur sularıyla kararmış ve beyaz mermere de zarar vermiş. Ahmet´tin dizeleri ve de üzerine resmedilenler, Ahmet’in yürek sevgisine anlam kazandıran bu semboller ziyaretçilerin kazıttıkları isimler ile biri birine karışmış. Böyle giderse kısa zamanda bu dizeler okunmaz hale gelecek. Bunu kendime bir görev bilerek yazdım. Bu konuda herkesin duyarlı olması gerekir. Ve de bir önlem alınması lazım.

          Meğer biz severken ne kadar incitiyoruz! Bir kanaryayı avucumuzun içine alıp onun zarafetine layık bir şekilde sevme bilincine de muhtaç olduğumuzu fark ettim burada. Bu konuda da bilinçlenmek lazımdır. Bu tarz sevmeler fanatik bir yaklaşımdır. Burada ricada bulunuyorum mezarı ziyaret edenler lütfen isimlerini mermere kazmasınlar. Bu konuda duyarlı tüm dostlar, yazılar yazsınlar insanları uyarsınlar. Herkese saygılarımla.

 

          Süleyman Doğan

 

 

 27.05.2009 / Gomanweb