İKİ KARDEŞİN BİRİBİRLERİNE SİTEMİ
Yusuf Yağan'ın (Coşikli)
Munzur Nehri ile Munzur dağı tarihi iki kardeştir. Asırlarca hep beraber, üzülmüş hep beraber sevinmişlerdi. Kendilerine sığınanı korumuşlardı. Bu uzun ömürlerinde hiç kaleşlik yapmamışlardı, bu iki kardeşin şehitleri Düzgün Babalardı, Kırklardı, bu dağlardaki tüm ermişlerdi; Çoğu zaman tepesinde kanlar ve
dumanlar eksik olmayan bu yüce dağları son zamanlarda bir hüzün,bir sessizlik sarmış. Munzur Nehri kardeşine küsmüş,Ey Munzur dağı, ey kardeş,ey benim binlerce asırlık yoldaşım,nedir bu sessizlik?Nerede kaldı o taştan taşa atlayan geyiklerin? Nerede kaldı her gün tatlı tatlı öten o kekliklerin? Dünyada eşi benzeri bulunmayan sadece sana ait olan
kuşların?Hani üzerinde barınan sürülerin nerede?Artık meşelerin ormanların bile eskisi kadar yemyeşil değil,Hani halkın ,hani selvi bolu kızların,gelinlerin,mert ve dürüst delikanlıların,hani yumurtayı 500 metreden vuran amcaların ,dayıların?Hani o saf ve temiz yürekli köylülerin?Niçin artık duymuyorum o dertli köylülerin uzun
havalarını,türkülerini.
Ben her sabahın şafağında o dertli türkülerle uyanırdım. Ana gibi dinlerdim bu yüce dağlardaki evlatlarının sesini. Onlar dertli söyledikçe ben inlerdim, onlar neşeli türkülerle coştukça bende coşar gülerdim. Nedir bu ölüm sessizliği? O insanlar, o dil ,o türküler, o kuşlar ,o keklikler yok olursa senin değerin ne olur?Üzerinde sazlar
çalınmazsa kim senin için şiirler yazar? Kim senin için ağıtlar yakar? Sana sığınan on binlerce kişi çoluk, çocuk, kadın kız, kurşuna dizildi, kadınlar genç kızlar teslim olmadılar yabancıya namuslarını korumak için uçurumlardan kendilerini attılar; Savaş canilerinden saklananlar, artta kalanlar yıllarca batıya sürüldüler,yıllarca yasak
mıntıkaydı Dersim,o zamanda çaresiz kalmıştın dağ kardeş ,çok acılar çelmiştik , çok üzülmüştük birlikte. Bu senin tarihinde ikinci yenilgidir, bu senin ikinci çaresizliğindir.Unuttunmu yıllarca nasılda özlemiştik halkımızı ama o zaman ormanlarımız yeşil kalmıştı, Bir cümle dağcıl hayvanlarda bizi yalnız bırakmamıştı, 1948 de tekrar kucaklaşmıştık
halkımızla,bir daha ayrılmamak için Düzgün baba üzerine,kırklar üzerine yemin etmiştik. Neden son yarım asırdan fazla bir zamandır sahip çıkmıyorsun öz halkına, evlatlarına, kuşlarına, geyiklerine ve hatta ormanlarına...... Ormanların bile kelleşti, diğer dağların ormanları halimize gülüyor dağ kardeş,utanıyoruz ele güne karşı kime kalleşlik
yaptık, Nerede hata yaptık nedendir bu tanrıların bize gazabı, Bak yine yalnız kaldık, yine yasak mıntıka, yine halkımız sürgün, yine şirvan düştü bize, Hey kardeş dertli kardeş gece gündüz iniltiyle akan kardeş,Benki dağların en yücesi en gururlusuyum,benki bölgenin en ulu'suyum, benki EVLİYALAR la doluyum , benki tüm ermişler
huzurunda sana söz vermiş,and içmişim,hiç kalleşlik yaparmıyım Dersim halkına yada başka insanoğluna, Tüm Anadolu Alevilerini kılıçtan geçiren Yavuz Sultanın askerleri bile aşamadı tepelerimi, 1938 e kadar 2 kere saldırıya geçti Osmanlı ordusu ama giremedi DERSİM'e zaferi hep tepelerim ve halkım kazandı, Dersime
sefer olur, Zafer olmaz dedirttim osmanlı paşasına, Bir çalı kuşunu korurda, bir ulu dağ korumazmı kendine sığınanı? Ben dürüst'e ve yiğit olan insanoğlunu saklamadımmı? benim içim kan ağlamıyormu sanki? Bu ölüm sessizliği kahretmiyormu beni?
Ama gel görki dünya eski dünya değil, sen bana yanarsın derdini ya ben kime yanayım. Ey Munzur Nehri sen benim vadilerinden süzülerek akıyorsun, Ey kardeş sen sadece beni ve göğü görüyorsun, ben ise yüce tepelerimden bütün dünyayı görebiliyorum. Söylemesi ; çok acıdır ama benim erişilmez yüceliğim 1938 ' e kadar sürdü,38 lerde uçaklarla
aştılar yüce tepelerimi, bombalar yağdırdılar göklerden, Böyle bir olayı binlerce yıldır benim halkımda ben de hiç görmedik, yaşamadık. Binlerce insan çoluk,çocuk öldü bombalarla, kurşunlarla,sonra 1990 larda havadan zehir serptiler uçaklarla,zehirler karabulut gibi sarmıştı her yanımı. Ey Munzur Nehri, Ey kardeşim sen görmazmisin, o zümrüt gibi
yemyeşil Munzur Dağı iskelet'e döndü. Dosta düşmana karşı utanır oldu,yine halkına hasret kaldı , yine içine öfe dolu.
Buda iki büyük ulu ulaşılması zor kardeşlerin birbirine sitemi ve başkaları tarafından kendilerine yapılan zülüm ve haksızlığı dile getirişleridir. Tüm okuyuculara saygılarımla......
Yusuf Yağan (Coşikli) Anasayfasındaki Tüm yazıları İçn Tıklayınız >>>
13.09.2009 / Gomanweb |