|
ÇATI PARTİSİ,MANTI PARTİSİ VE ÇATI KATI
TEMAN DEP (Fézo yé Kazi Bayé)
İnşaatçı değilim ama, bildiğim kadarıyla iki çeşit
çatı var; semer çatı ve şemsiye çatı.
Mantı ise; sarmısaksız olmaz.Yararlıdır ama,
yemiyenleri rahatsız eder. Bazıları da sevmez, kimine de dokunur.
Çatı katı ise, yamuk-yumuk olur. Bazı odaları çok
alçaktır v.s
Başlık ile bunlar arasında isteğe göre birtakım
ilişkiler kurulabilir.
Ama şaka bir yana, bu çatı partisi kurmalar,
ittifaklar, birleşmeler falan ne yazık ki hep hikaye olmuştur. Elbette
gönül çok arzuluyor, ancak, arzu ile olmuyor. Bu iş gerçektende bir gönül
işi ve en önemlisi de iyi niyet işi.
Çünkü, hem Kürd örgütleri arasında, hem de diğer
örgütler arasında defalarca denendi, anlaşmalar falan yapıldı ama sonuç
ortada.
Bir kere bu iş; öyle proğramlar, ilkeler,teoriler
sayfalarca yazılar, saatlerce konuşmalar işi falan değil. Zaten proğrama
falan kimsenin uyduğu da yok ya! Sakın bunları veya proğramı, teoriyi
küçümsediğim falan anlaşılmasın. Bunlar sayısız defa yapıldı, yazıldı,
yazılıyor da. Hem de bıkkınlık derecesinde.
Bu iş; İYİ NİYET VE PRATİK İŞİ. Yani, işbitirici
olmak ve hiç bir ard niyet taşımamak ve bencil davranmamak. Bencilliği
içinde ve ruhunda taşımamak. Tabiiki bütün bunlar herkesim için geçerli
olmalı. Tüm taraflardan veya yer alanlardan bir tanesi dahi bunları mizaç
haline getirmemişse başlangıcı, gelişimi veya sonu çatı katına döner, ya
da semer çatıya döner, bir rüzgar altına girdi mi uçurur.
Lenin'in çok sevdiğim bir sözü vardır; ezen ulus ile
ezilen ulus arasında ki güveni sağlamak için, "Ezen ulus devrimcileri,
'haydi biz bunlara demokratları diyelim' ezilen ulusun ayrılma hakkını,
ezilen ulus devrimcileri ise, birlikte olmayı savunmalıdırlar" Bu ilke
canla-başla savunulmuş olsaydı bugün çok farklı konumda ve durumda
olunabilinirdi.
Bu gün Kürdlerin çok büyük bir kısmı bunu savunuyor.
Ama Türk demokratlarından savunanlar ise, ne yazık ki, parmakla
sayılabilecek kadar. Bunu savunanlardan ise; kusura bakmasınlar ama,
sonraları diğerleri gibi mi olurlar diye kendi kendime çekiniyorum.
Onların bu çabalarına çok değer veriyorum ama ne yapayım elimde değil
korkuyorum.
Çekinmekten ve korkmaktanda haklıyım gibi; İşte CHP,
işte bir zamanların solcusu, hatta HEP in kurucusu Kemal Anadol un şimdiki
militarist ve ırkçı hali.
İşte devrimci-demokrat Ertuğrul Günay ile Zafer
Üskül ün hali, işte Haluk Özdalga nın hali.1 Mayıs ta yapılanlar için bile
demokratlıklarını unutmuşlar.
İşte Perinçek ve İP in hali. 68 yıllarda ki
ihtilalciliği O'na kalsın (sahi bu ihtilali kime karşı yapacaklardı,
çiçekle mi yoksa silahla mı yapacaklardı?) 2000 e Doğru dergisinde
ki haline bir bakın bir de şimdiki militarist haline.
İşte Cumhuriyet gazetesinin ve çoğu yazarlarının
militarist ve şövenist haline bir bakın. İşte Yalçın Küçük ün bir eski
haline bakın, bir de şimdiki haline.
İşte demokrat ve objektif habercilik yapan Uğur
Dündar ile M.Ali Birand ın (andıçlanan) bir o hallerine bakın, bir de
elinde silahla habercilik yapan bu hallerine...
İşte dürüst ve her türlü haksızlığa karşı duran
İslamcı aydınların, yazarların bir o hallerine, bir de bu hallerine bakın.
Ve daha niceleri. Ama Kürdleri de unutmamak lazım ha! Kürdlerden de bu
durumlara düşenler az değil...
Kendi kendime diyorum ki; acaba bu da mı derin
güçlerin bir taktikidir? Yani, özellikle Türk aydın, gazeteci ve
yazarlarından bir kısmını demokrat hatta devrimci olarak hatta biraz da
bunlara demokratlıklarından dolayı baskı yaparak piyasada kullanmak, bir
süre sonrada karşı tarafa geçirmek. Amaç ise; Kürd ve Türk demokratları
arasında güvensizlik oluşturmak, birlikteliği, örneğin çatı partisi gibi
birliktelikleri, mantı partisine çevirmek.
Örneğin bende bir güvensizlik oluşmuş durumda.
Hatta daha da ileriye giderek diyorum ki; Yahu! bu Türk demokratlarının
ve Türk devrimci-demokrat örgütlerinin çok büyük bir bölümü yine ya
Kürdlerden, ya Alevi Kürdlerden ya da diğer Alevilerden oluşmuştur.
Diğerleri ise çok azdır. Ama az da olsalar eğer gerçekten iyi niyetli
iseler, Onlar bu tespitimden kırgınlık duyuyorlarsa şimdiden kendilerinden
özür dilerim. Evet çok değerli şahsiyetler var, çok da kendilerine değer
biçiyorum ama, böyle bir gerçekte ne yazık ki yaşanmışlardan görülüyor.
Diyelim ki bu güvensizliği oluşturma derin güçlerin
bir taktiği ise, en azından bende bu güvensizlik oluşmuş ise, bunların
oyununa gelmemek ve bu oyunu bozmak için dahi olsa yine de çabalamalı, ez
azından İnsan Hakları Evrensel Beyannamesinin Türkiye'de de uygulanmasını
temel ilkeler olarak veya ortak ilkeler olarak ele alıp, bunları yaşama
geçirme çabası için, ortak örgütlenerek diyorum ki, Yaşasın Çatı Partisi,
Yaşasın Akın Birdaller, Yaşasın Vedat Türkaliler, Yaşasın İsmail
Beşikçiler ve diğerleri...
7 Mayıs 2008
Teman Dep
Ekleme Tarihi: 08.05.2008 / Gomanweb
|