Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

ESEK AKILLI BIR HAYVANDIR


Süleyman Doğan (Seydan)


        Herkesin bildiği gibi en güzel  gözler eşek gözüdür.  Halk arasında güzel gözlü insanlara  eşek gözlü derler. Aynı zamanda cefakâr, emektar hayvan. Çamura bir defa düştü mü, bir daha aynı çamura düşmez. Gene halk arasında bir deyim var; “eşek  eşek iken bir defa çamura girer, bir daha asla.” Kırsal kesimlerde bir ailenin yükünü hep ona taşıtılır, oda yetmezmiş gibi bir de sırtına binilir. Eskiden iki öküzü olan zengin sayılırdı. Çünkü iki öküz sahibi olmak öyle kolay bir iş değildi, ciddi sermaye gerekirdi, o da her keste bulunmadığına göre zor bir işti. Bazı kimselerin ancak bir öküzü olabilirdi. İkinci bir öküzü buluncaya kadar gene eşeğe başvurulurdu. Öküzle beraber çifte koşturulurdu. Anlayacağınız namıyla şanıyla ailenin jokeriydi.


       Şimdi  bir hikâye ile eşeğin ne kadar akıllı bir hayvan olduğunu anlayacağız.
       Her çiftçinin sahip olması gereken hayvanlara sahip olan bir çiftçi varmış. Öküzü, keçisi, ineği, eşeği v.s. Bir bahar ayı, her taraf yemyeşil, sular  coşmuş, çiçekler açmış. Bütün hayvanlar baharın gelişinin  sevinci içinde. Yeşil otlar içinde bol bol otlanıyorlar. Bir o yana, bir bu yana koşturup duruyorlar. Fakat ilkbahar nadas mevsimi, öküzlerin işi var. Eşeğin o aylarda fazlaca işi olmaz, keyfine bakıyor yeşil çimenler arasında.


       Eşek  akşam ahıra döner. Şöyle bir etrafa güzel gözleriyle bakar. Öküzün suratında düşen bini bin parça!


       Eşek sorar; “hayrola öküz kardeş neden moralin bozuk?
       Öküz; “ne olacak herkes yeşil otlar arasında otlanırken biz çift sürüyoruz.” der.
       Eşek, “sana bir akıl vereyim öküz kardeş” der.
       Öküz, Aklı eşekten mi alacağız dercesine, şöyle bir göz ucuyla eşeği süzer.
       Eşek durumu çakar. Yatar ve hiç keyfini bozmaz.
       Öküz, uzun uzun düşünür. Kafasına takılır, acaba eşek bana ne diyecekti diye bir türlü rahat etmez. Sonunda dayanmaz sorar:
        “Eşek kardeş bana bir akıl söyleyecektin, de hele(!) neydi?’’
         Eşek önce naza çeker, sonra söyler:

         “ Bak öküz kardeş, yarın sabah çiftçi seni almaya geldiğinde sen  yere uzan, hasta numarası yap, çiftten kurtulmuş olursun.’’

 Öküzün aklına yatar. Sabah olur. Öküz kapının gıcırtısını duyar duymaz hemencik yere uzanır. Çiftçi bir bakar ki ne görsün! Öküz yerde bir doksan uzanmış yatıyor! Hemen telaşlanır, bağırmaya başlar:

        “ Hanım, hanim çabuk gel, öküzümüz hasta, şimdi ne yapacağım?”

         Hanımı koşarak ahıra gelir. Bakar ki öküz boynunu uzatmış yatıyor. Kocasına döner ve :

          “Yapılacak bir şey yok, eşeği götür!” der.
         Çiftçi hey aklınla bin yaşa(!) benim aklıma gelmemişti. Katar eşeği önüne diğer öküzle beraber doğru tarlaya. Akşam olur, ahıra dönülür.

        Öküz;

         “eşek kardeş sana çok teşekkür ederim, bu gün bol bol sayende dinlendim. Senin Günün nasıl geçti? Çiftle aran nasıl?” der.
          Eşek,

         “çok iyi geçti yalnız, bu gün çiftçiyle hanımı konuşurken kulak misafiri oldum” der.   Öküz hemen atlar ve,

        “de hele(!) ne konuşuyorlardı?” diye sorar.
           Eşek;

           “vallahi hanımı kocasına diyordu ki, Bey bu öküz bu gün de düzelmezse keselim”  Öküz hemen ayağa fırlar ve,

           “deme yahu!” der.

            “Vallahi durum böyle” der eşek.

             Öküz;

              “peki şimdi ne yapayım?” diye sorar.

              Esek,

              “yarın sabah düzeldiğini çiftçiye göstereceksin kesilmekten kurtulacaksın.”   diye tembihte bulunur.

Nihayetinde öküz düzeldiğini ispat eder ve doğru çift sürmeye, eşek çimenlere döner.


         Şimdi eşeğin ne kadar  akıllı bir  hayvan   olduğu ortadadır. İnsanlar sinirlendiğinde hemen eşek veya eşek oğlu eşek küfrünü patlatırlar biri birilerine.  Bu eşeğe büyük bir haksızlık değil midir?

                  
        Oysa ufak bir trafik kontrolünde, kural ihlali yapmış sürücüyü polis çevirdiğinde, adam arabasından iner inmez dediği laf, “ben Güney Doğuda askerlik yaptım, başka çevrilecek adam mı yok?’’ der.


          Hırsızlar, çeteler, mafya bozuntuları, mahkeme salonlarında “ben Şırnak’ta, Tuncelide.v.s. askerlik yaptım’’ naralarını atarak kendilerine ayrıcalık tanınmasını talep ediyorlar. TV `lerde   her gün izliyoruz.. Sanki oralar işgalci bir ülkeymiş, Türkiye mağdur ülke! Hani bu ülkenin çakıl taşı bile vatan idi!


         “Siyaset yapın! Niye dağa çıkıyorsunuz?  Biz yeni yasalar yaptık. Gelin devletin şefkatli ellerine teslim olun!”  gibi yalanların içyüzü belli oluyor. Oysa devletin küçücük çocukların kolunu, bacağını nasıl kırdığını, nefessiz bırakmak için kafalarına poşet geçirildiğini, yaşlı ihtiyar kadınları nasıl copladıklarını, ayaklar altında nasıl ezildiklerini medya aracılığıyla Dünyaya izlettiğini hep beraber görmekteyiz. Zaten bu kol kırma  zihniyetini daha önceleri Filistinli çocukta da görmüştük. Ama o zaman Dünya ayağa kalkmıştı. Sıra Kürde gelince gene tık yok. Acaba Dünyaya gereken sevgi öpücüğünü mü esirgedik? 

                                               
         Ellerinde silah üniversite içinde öğrencilerin üzerine ateş edenleri iyi tanıyoruz. Bunlar faili bizce belli fakat devletçe meçhul addedildi. Yine görüldüğü gibi olay üzerinde zaman geçmesine rağmen tık bile yok. TV` lerde izliyoruz. Sanırsam herkes bunları iyi tanıyor.   

                               
        Birde ALLAH ALLAH(!) naraları… Allah’a bile haciz koymuş bunlar. Ne Mutlu Türküm diyene(!) nutukları. Sormak lazım gelir. Bu hayvanlar dışındaki yaratıklar o kadar Türklerse dedelerinin beş mezar taşını gösterseler ya. Hadi bakalım!


         Şimdi biz eşeğe niye bu zulmü yapıyoruz? İnsanları eşeğe benzetiyoruz.  Benzetilmesine şiddetle karşıyım. Eşeğe bu hakareti yapmaya hiç birimizin hakkı yok. Çünkü eşek akıllı bir hayvandır.

                 7.4.2008

             Süleyman DOĞAN
          Es.HEP-DEP...Yn.  
        
 

Ekleme Tarihi: 11.04.2008 / Gomanweb

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu