Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu

 

 

Sivas Şehitleri

 

 

1 Ocak 2007 Tarihinden İtibaren HİT

Eylem Durmaz (Coşikli)

E-Posta: e_durmaz@hotmail.de

 

SÜRGÜN YAŞAMLAR, SÜRGÜN RÜYALAR VE DERSİM’E ÖZLEM

„Ne alnımızda bir ayip

Ne koltuk altında saklı hacımız

Biz bu halkı sevdik

Ve bu ülkeyi

İşte bağışlanmaz korkunç suçumuz...“ (*)

Geçenlerde yazmış olduğum „Gidemeyenlerin Öyküsü“ adlı yazımla ilgili o kadar cok mail aldimki.. Çok kişi yazdıkları maillerde, yirmibes, hatta otuz yıldır ülkeye gidemediğini yaziyordu. Sürgünlük, ülkeye duyulan özlem ve yazanların  % 80’inin Dersim’li olmasi gerçekten de çok acıtıcıydı. Mülteciler, öğretim üyeleri, yazar, aydin, devrimci- demokrat onlarca insan  „yazdıkların tam da beni anlatıyor“ diyorlardi.

Ne çok insanımız aynı acıları yaşıyormuş da haberimiz yokmuş. Ana babalarının cenazelerine gidemeyenler, kardeşlerinin, yakınlarının düğünlerinde yanında olamayanlar ve ille de Dersim’e duyduklari özlem... Yazılan her hikaye, her yorum biraz daha kanattı acılarımı.

Bu halkın suçu neydi?

Şimdi ellili yaşlarını süren bu insanlar neden doğup büyüdükleri topraklardan binlerce kilometre uzaklarda yaşamak zorundaydilar?

Üstelik bütün bu acıları yalnız biz yaşamamıştık. Anadolu’daki „etnik temizlik“ sırasında sayıları milyonları bulan Ermeni, Rum ve öteki azınlıklar bir gecede çıkarılan mübadele kanunlarıyla yaşadikları topraklardan sürülmüşlerdi. Kalanlar da evleri yakılıp, malları yağmalandıktan sonra barbarca öldürülmüşlerdi.1915’de Anadolu’da büyük bir trajedi yaşanmıştı. Yıllar sonra Türk Devleti'nin Milli Savunma Bakanı Vecdi Gönül, bütün bu yapılanlar için özür dileyeceğine „bunu yapmasak bugün Milli Devlet olabilir miydik?“ gafıyla bu yapılanlara bir kılıf uyduruyor ve o insanların acılarını yeniden tazeliyordu.

 „Ne mutlu Türk’üm“ demeyenler cezalandırılıyordu böylece..

Türk Milliyetçiliği giderek doruğa tırmaniyor ve tehlikeli bir hal aliyor. Bu gün bir Alman resmi dairesine gittiğinizde orada göndere çekilmiş bayraklar, devlet kurucularının büstlerini görmediğiniz gibi, hiç bir yerde de „Ne Mutlu Alman’ım Diyene!“ yazmaz. Milli maçlar dışında kimse evinin penceresine, arabasına Alman bayraklari asmaz. (Hoş, bunu da Türklerden öğrendiler ya..) Oysa bu seneki Türkiye iznimizde gördüğüm gibi dağda taşta „Ne Mutlu Türk’üm Diyene!“, „Önce Vatan“, “Mehmetçik” “Her Türk Asker Doğar” sözleri yaziyordu.. İlginç olansa bütün bunların batıda değil de, sadece ülkenin DOĞU’sunda olmasıydi.

Türkiye’de yaşayan her kişi Türk olmadığı gibi, „Ne Mutlu Türk’üm“ demelerini beklemekte anormal bir davranış. Nasıl ki Almanya’da müslüman çocuklarının zorunlu din dersine girmeme özgürlüğü varsa, Türk olmayan diğer azınlıkların da Türkiye’de böyle hakları, (örneğin; bir Kürt’ün yada Ermeni’nin okullarda Andımız’ı okumama özgürlüğü) olmalıdır.

Ve Türkiye kesinlikle yalnız Türklerin değildir. Bu ülke orada yaşayan bütün insanlarındır. Daha dün „sevmiyorsan Suudi Arabistan’a git“ denilenlerin, bugün kalkıp da bize „Ya sev ya terk et“ demeleri de ayrica gülünç oluyor.

(*) Ahmed Arif

25.11.2008 / Gomanweb


YORUMLAR


Sevgili Eylem kardesimiz, Surgun yasamiyla ilgili ikinci yazisini yazdi. baska arkadaslarda surgun yasam uzerine cok guzel yazilar yazdilar.  Kendi payima ben bu yazilari okuyunca cok duygulaniyorum. yuregim beni tasiyamaz hale geliyor. Surgunle ilgili yazilan yazilarda kendimi buluyorum. Sanki benim yasamim anlatiliyor.  halbuki Bu yasam her kurdun yasaminin bir evresinde bu tur olaylari yasadigi, cevremize baktigimizda anlamaktayiz.


 Ben ve benim yasitlarim cok iyi bilirler, biz Kurdistan mucadelesine basladigimizda, tecrubelerinden faydalanacagimiz, onderlik edecek pek fazla meteryalde yoktu. Bizden onceki jenarsyon belki, cok agir bedeller odemisti. Ama bunlar bir elin parmaklari kadardir. yazili tarihimis yoktu, yazilanlarda dusmanlarimiz tarafindan yazilmisti!  Yani bizi yok etmek isteyenlerin yazdiklariyla, onlara karsi mucedeleyi gelistirmeye calisiyorduk. Yasanan soykirimlardan arta kalanlarda, neredeysi tamami "Kraldan daha kralci " olmustu. Babalarimiz-dedelerimiz yasadiklarini bizler yasamiyalim diye destek yerine kostek oluyorlardi. Kendi cocugunu kendi eliyle Turk devletinin zulmune teslim edip, yillarca Diyarbakir zindan zebanilerin elinde paramparca ettiler.


   Bugun bakiyorum genclerimizin elinde her yonuyle imkan ve olanaklar var. Her yonuyle kendini gelistiren, otekilesmeyen guzel insanlarimiz var. Kendi topraginda olup ruhu ile Turklesenlerin oldugu gibi, belkide hayatinda kendi ulkesine gidemeyen genclerimiz yuregiyle Kurdlugu yasamaktadir. Sevgili Eylem kardesimiz bunlardan biridir. genc yasina ragmen kendi ulkesine-halkina bagliligi, kendisi olmayi becermis genclerimizden biridir.  Bu gencler bu kadar guzel seyler yazdikca  kendi adima Iyiki Turkler bize bu acilari yasattida biz de bu gencleri yetistirdik.


   Iste Surgun yasami surerken basta bu surgunlerin nedenlerini untmadan, bu yasama bizi zorluyanlari unutmadan hareket etmeliyiz. Kendi ulkemizde surgun yasami daha agirdir. Bunun hesabi sorulmalidir.
   selam ve saygilarimla


Ali aydar Kara / anafatma1@hotmail.com


ÖNCEKİ YAZILAR

 

  Müzik-Video

Konuk Defteri

İletişim Formu